Angels & Demons'un Forum kurgusuna (oyununa) katılmak için "tıklayın" <<
  
Melekler ve Şeytanlar
"Angels and Demons"
© Ejder İni FRP / Oğuzhan ARAS
Çağlar hakkında bilgi: 1.Çağ | 2.Çağ | 3.Çağ (Günümüz)
1. ÇAĞ
"YIKIM"
Birinci çağdan önceki zamanlar ile ilgili tek kaynak Epiron Hiyeroglifleri olduğu ve bu hiyerogliflerin anlamı hala çözülemediğinden bu çağ "İlk Çağ" olarak anılır.
Kudretli ve bir o kadar da kötülük dolu bir tanrı olan Zignarut nedeni yok olmuş parşömenlerde çoktan unutulmuş bir sebep için kudretini topladı ve yeryüzüne, tek kara parçası, insanların dünyasına fırlattı.
O zamanlarda dünya tek bir kara parçasından ve tek bir okyanustan oluşuyordu. İnsanlar bu diyara Ejder diyarı adını vermişlerdi.
Yıllar içerisinde bu kudretli darbe yüzünden diyar felaketlerle sarsıldı. Yer yarıldı, sıcak lavlar yukarı çıktı ve denizler tarafından boğuldu. İnsanlar sersefil halde dünyanın dört bir yanına kaçtılar. Kara bölünür ve kıtalar oluşurken birçoğu öldü ve neden öldüklerini bile bilemediler. Ve bu çağa Yıkım Çağı dediler.
Bir zaman sonra bu dehşet dolu felaketler bitince insanlar sanki asırların çığlığı gibi sordular. Neden? Neden bu bizim başımıza geldi? Biz ne yaptık?
Zamanın başından beri insanlar ilk kez bir amaç edindiler; kaderlerini kontrol etmek...
"Yollar Ayrılıyor"
İnsanlar kaderlerini kontrol etmek isteyince bunun için yollar aradılar. Yeni oluşan kıtaları keşfe çıktılar ve kaderleri hakkında bir ipucu aradılar. Bu yolculukların sonunda Aisman adında bir insan yurduna geri döndü ve insanlara aslında kaderlerini ellerinde tutmanın yolunu öğrendiğini söyledi. İnsanlar etrafına toplanırken o söyledi ve insanlar dinlendi. Kaderin onların elinde olduğu, diyarın kendi kontrollerinde olduğunu ve doğanın bunun yardımcısı olduğunu söyledi. Bu insanların kulağına hoş gelmişti.
Ancak bazı insanlar buna karşı çıktılar ve diğerleri tarafından öldürüldüler. Bazıları ise oradan kaçmanın bir yolunu buldular. Zamanla gruplar toplandı ve klanları oluşturdular. Gidenler unutulmuş ve her klan kendi derdine düşmüştü. Hepsi birbirinden farklı onlarca klan; Tanrıları sevenler, sevmeyenler, inkar edenler, umursamayanlar, daha güçlü olmak isteyenler, tarafsızlar...
Yıllar yılı kovaladı ve klanlar büyüdü. Bir süre sonra klanlar birbirini taciz etmeye başladılar. Çünkü kaderleri çoktan yazılmıştı. Bir klan diğeri yaşadığı sürece mutlu olamayacaktı. Savaş kaçınılmazdı.
Ve tarih boyunca bir kez daha insanların kanı nedensiz yere akmaya başladı. Hem de birbirileri tarafından...
"Savaşlar"
Savaşlar hiç durmadan devam etti ve insanlar birbirlerine kan kustular. Yüz yıllar boyunca her klan belli topraklara sahip çıktı ve buralara başka insanların gelmesine izin vermediler.
Bundan sonra insan ırkı iki farklı kutba çekildi. Yönetenler ve yönetilenler. Herkes bir diğerinin üzerinde hakimiyet kurmak istiyordu. Bunun sonucunda ilk krallıklar yükseldi toprakta. Kadim ve eski topraklarda yükselen on üç krallık. Hiçbir krallığın yaşamadığı kadar büyük bir ihtiyaç, ihtişam ve kudretle doğan on üç krallık. Şimdilerde isimleri unutulmuş olsada onlara tarihçiler tarafından "On Üç Yıldız" adı verildi.
Savaş asırlar boyunca sürdü. On Üç Yıldız'ın ışığında mucizeler yaratıldı ve yok edildi. On Üç Yıldızın ışığında büyünün gölgesi parladı. Ama yinede insanların nesli bitmeden bu savaşa bir son verilmeliydi.
Bütün krallıklar tekrar bir amaç için toplandı...
Dünyanın merkezinde doğdu on üç yıldız
Onlar parladıkça soldu çevrelerinde tüm ışık
Soldu ve kan ağladı soğuk esen meltem karanlığın içinde
On üç yıldızın savaşı kanla yazıldı çağımıza
Kılıcın kalkana çarptığı sesle yıkıldı dağlar
Yıkıldı adım adım bütün gerçekler
Acıyla doğduk on üç yıldızın altında biz
On üç yıldızın savaşı çığlıklarla yazıldı çağımıza
Tek kanun boş geliyor artık kulağa
Adım adım soluyordu insanların titrek ışığı
Gün be gün parladıkça on üç dallı ağaç
On üç yıldızın savaşı kabuslarla kazındı çağımıza
"Uyanış"
İnsanlar birbirlerinin soylarını kuruturcasına katlediyorlardı diğerlerini. Böyle giderse bu savaşlar hiç bitmeyecekti. Birşeyler yapılmalıydı ve kaybedilecek vakit yoktu.
Aisman'in soyundan gelen Asmenia'lar çağın en güçlü krallığıydı ve ancak onlar bu savaşı sona erdirebilirlerdi.
Yıllarca bunun için çalıştılar fakat insanların içindeki nefret bitmiyordu adeta. İstedikleri kurtuluşun yıkım getirdiğini henüz kavrayamamışlardı. Bunu sadece büyücüler kavrayabilmişti ve savaştan çekilmişlerdi.
Barış umutları yıllarca sürdü ve giderek insanlar kan kokan derin uykularından uyandılar. Artık savaş değil çocukları ve kendi nesilleri için huzur istiyorlardı. Öyle bir dilekti ki bu, kendi krallarının ağlarla bulanmış tutmuş beyinlerine zorla, santim santim bir meşale gibi yaktılar.
Ve on üç krallık ilk kez sakinleşti...
Bir rüzgar esiyordu insanların dudaklarında
Titrek ve morarmış, kan tadı var
Gözler buğulu ve sabit, belkide ruhsuz
Soğukta titrerken bir şarkı tutturuyorlar
Dileklerle varolmuş
Soğuk mermerden tahtlarda
Oturuyor sessizce krallar
Bir bebek doğuyor sağuk taş bir odada
Çığlık atıyor, beşiğinde yılanlar
Eline kılıç veriyorlar, soğuk, sanki buz
Boş yere ölmemeli bütün insanlar
Savaşlarla varolmuş
Soğuk mermerden tahtlarda
Oturuyor sessizce krallar
Şarkılar bitmemeli biz yaşarken
Kimbilir belkide bir umut var
Ağıtlardadır yok olmuş soyumuz
Kalplerde sadece barış var
Yüreklerle varolmuş
Bir çığlık kırıyor gökyüzünü
Soğuk mermerden tahtlarda
Oturuyor sessizce krallar
|